Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Varlıkların Değer Tespiti

Dünyadaki finansal krizin en temel nedenlerinden birisi de şirketlerin bilançolarında tuttukları ve her geçen gün karmaşıklaşan varlıkların fiyat tespitinde yapılan yanlışlıklar oldu. Üstelik bu yanlışlıklar finans piyasalarının en gelişmiş oyuncularınca ve hatta bu piyasalarda güven oluşturan derecelendirme kuruluşlarınca yapıldı. Bu nedenle, finans piyasalarındaki oyuncuların yitirdiği güven insanların iş yapma iştahını azaltarak, finansal krizin ekonomik krize dönüşmesine neden oldu. Bu nedenle, varlık fiyatlarının tespitinde izlenecek yöntemleri iyi anlamak gerekiyor.

Finansal inovasyonlar sonucu ortaya çıkan ve yaygın olarak el değiştiren varlıkların uluslararası muhasebe kurallarınca düzenli olarak piyasa değerlerine göre değerlendirilmesi zorunluluğu, ‘piyasa değeri’nin nasıl belirleneceği konusunu ön plana çıkarıyor. Özellikle de kriz dönemlerinde bu tip varlıkların el değiştirme güçlükleri piyasa değerinin uzmanlarca çeşitli varsayımlara dayandırılarak belirlenmesine neden oluyor. Bu nedenle, yatırımcıların değerlendirme metodolojilerini ve ilgili varsayımları anlamaları önem kazanıyor.

Varlıkların değerini tespit ederken konuya farklı açılardan yaklaşmak gerekiyor: (i) Derecelendirme kuruluşlarının hangi kıstasları kullandığı, (ii) nakitin ilk noktadan son ürünü ellerinde tutanlara geliş sürecindeki tüm kurumların kredibilitesi (counter-party risks), (iii) varlıkların sermaye yeterlilik hesaplarında nasıl değerlendirileceğine ilişkin düzenleyici kurallar, (iv) muhasebe kurallarına göre varlıkların hangi sıklıkta yeniden değerlendirmeye tabi olacağı ve yeniden değerlendirme kuralları, (v) söz konusu varlıkların kurumun portföyündeki diğer varlıklar ile korelasyonu gibi.

Bu nedenle bu tip varlıkları almak isteyen yatırımcıların sorgulamaları gereken beş konu ön plana çıkıyor: (i) varlıkların hangi metodolojiye göre değerlendirildikleri ve bu metodolojinin temel varsayımlarının söz konusu varlık için geçerliliği, (ii) varlık değerleerini tespit edenlerin metodolojiyi kullanırken hangi veri setlerini kullandıkları ve bu veri setlerinin söz konusu varlıkları değerlendirebilme açısından geçerlilikleri, (iii) ilgili değerlendirmenin kredi riski, likidite riski, muhatap kurum riski, ve piyasa riski konularını kapsayıp, kapsamadığı, (iv) değerledirmelerin varsayımlardaki veya piyasadaki değişikliklere duyarlılığı, (v) kurumun risk yönetimi ve fiyatlandırma sistemlerinin piyasadaki değişim hızına uyum sağlayıp, sağlayamayacağı.

Kurumlar varlıkları değerlendirirken, piyasadaki gelişmelerin yanısıra kendilerine özgün bir takım faktörleri de göz önüne almalı: (i) ilgili varlığın kurumun portföy dengesini değiştirmesi nedeniyle yaratacağı değer, veya risk yönetimine sağlayacağı katkı, (ii) hukuki hakları veya bu hakların kullanımındaki sınırlandırmalar, (iii) vergi açısından sağlayacağı fayda veya getireceği yükler, (iv) ilgili varlığın kurumun toplam kredi riskine veya sözleşmelerden kaynaklanan sınırlamalara etkileri, ve (v) kuruma özgün diğer sinerjiler (marka değerinin farklı pazarlara genişletilmesi gibi).

Özetle, kurumlar likiditesi düşük olan veya fiyat oynamaları yüksek olan varlıklar edinirken bu varlıklarla ilgili ciddi bir değerlendirme yapmalarılılar. Bu tip işlemleri sıkça kullanan kurumların ise bu konudaki uzmanlıklarını geliştirmeden bu tip varlıkların ticaretine heves etmemeleri önem taşıyor. Aksi takdirde, piyasaların oynaklığının arttığı dönemlerde uzun senelerde yaratılan kurum değerlerinin piyasadan silinmesine neden olabiliyorlar.