Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Yalın Vergi

Vergi devleti devlet yapan kaynakların temeli, toplumların kamu hizmetlerini gerçekleştirebilmesinin aracıdır. Vergi sisteminde geçerli olması beklenen temel prensipler asırlardır çeşitli devletlerin uygulama deneyimlerinden faydalanılarak şu şekilde özetlenmektedir. (i) Yatay adalet – Benzer gelir düzeyinde olanlardan benzer düzeyde vergi alınması, (ii) Dikey adalet – Gelir düzeyi yüksek olanlardan daha yüksek oranda vergi alınması, düşük olan kesimlerin ise sosyal devlet anlayışı çerçevesinde desteklenmesi, (iii) Bireysel adalet – Vergilerin bireyleri daha çok ve verimli çalıştıkça daha yüksek gelir elde etmekten ve daha çok tasarruf yaptıkça daha yüksek gelir elde etmekten alıkoymaması, (iv) Verimlilik – Vergilerin toplanmasında oluşan maliyetlerin toplanan gelire orantılı olarak düşük kalması, (v) Etkililik – Vergilerin, vergi koyulan ekonomik faaliyetlerin aşırı şekilde engellenmesi sonucunu doğuracak düzeyde olmaması, (vi) Basitlik – Vergilerin sadece vergiyi toplayanların değil, aynı zamanda vergiyi verenlerin de zaman maliyetlerinin düşük tutulması için kolay anlaşılır ve uygulanır olması, (vii) Şeffaflık – Vergi verenlerin vergi sistemine güvenmelerini sağlayarak vergi uyumunun artmasını sağlayacak tedbirlerin alınması.

Çeşitli vergi uygulamaları bu prensiplerden biri veya birkaçıyla savunuluyor. Ancak, bu prensiplerin herbiri ne kadar iyi gözükürse gözüksün, birçok durumda birbirleriyle çatışıyor. İşte bu nedenle zaman içinde gelişen vergi sistemleri bu prensipleri karşılamaktan uzak kalıyor. Sonuçta vergi sistemlerinin net etkileri bu prensiplerin hiçbirinin geçerli olmadığı bir noktaya geliyor. Bu durum sadece Türkiye’de değil, bir çok ülkede de bu şekilde gerçeklşiyor.

Özellikle vergi sistemi gelişmiş olan ve karmaşık bir vergi sistemi nedeniyle oluşan güçlü çıkar gruplarının oluştuğu ülkelerde vergi reformu da güçleşiyor. Teorisyenlerin geliştirdiği ve yukarıda bahsedilen prensiplerden bazılarında vazgeçilerek net etkileriyle daha cazip sonuçlar elde edileceği savunulan vergi sistemleri genellikle uygulanamıyor.

Ülkemizde kayıtsız ekonominin ulaştığı boyut, vergi politikalarının ve uygulamasının etkin olmaktan çok uzak olduğunun bir göstergesidir. Vergiler gerek milli gelir içerisindeki büyüklükleri ve gerekse geniş kitleleri ilgilendirmeleri yönüyle hem makro hem de mikro alanda çok önemli unsurlardır. Ülkemiz açısından 60-70 milyar dolarlık bir gelirin toplanıyor olması tek başına önemli bir göstergedir.

Bugün ülkemizde vergi sistemi ekonominin önünde engel, dünya trendlerinden ve rekabetinden uzak, sosyal politikalara cevap veremez durumda, karmaşık ve kendi içinde tutarsız bir konuma gelmiştir. Ülkemizdeki enerji, iletişim gibi önemli girdilerin üzerindeki yüksek vergi yükü bir çok sektörde rekabet gücümüzü yitirmemize sebep olmaktadır. Ayrıca, vergilerin toplanmasında ağırlığın çalışanlar ve çok sınırlı sayıda kurumun üzerinde olması hem vergi adaletsizliği, hem de devletin sosyal politikalarının uygulanamaması sonucunu doğurmaktadır. Üstelik vergilerdeki karmaşıklık, uyum sağlamaya çalışan mükellefler için de ağır bir yük oluşturmaktadır. Ekonomimizin en kırılgan noktası olan kamu borçlarının geri ödenmesi ve yeni yatırımların finanse edilebilmesinin en hızlı ve etkin yolu, vergi sisteminin henüz ulaşılamayan kesimlere yaygınlaştırılmasıdır. Yaygınlaştırma sağlanmadan vergi oranlarının düşürülmesi ve dolayısıyla yatırımların ve istihdamın geliştirilmesi de mümkün olamamaktadır.

Bu nedenle, teorik olarak uzun zamandır gündemde olan tek oranlı “yalın vergi” ülkemizde de tartışılmaya başlanmalıdır. Bu konuda özellikle AB’ye yeni üye olan ülkeler ve Rusya’daki gelişmeler sadece Türkiye’yi değil, tüm AB’yi etkileme potansiyeline sahiptir. 1994’te Estonya’da %26 oranıyla uygulanmaya başlayan tek oranlı basit yalın vergi, 2001 yılında Rusya’da %13 oranıyla, daha sonra da Sırbistan ve Ukrayna’da %14 ve %13 oranlarıyla uygulanmaya başladı. Bu ülkeleri Gürcistan %12 ile ve AB üyesi Slovakya %19 ile izledi. En son Romanya %16 ile bu yeni sisteme geçiş yaptı. Şimdi Polonya ve Cek Cumhuriyeti de %15 oranlı yalın vergi sistemine geçmeyi tartışıyor. Belki daha da önemlisi Hollanda, İspanya ve Almanya’da da ciddi politikacıların bu konuda fizibilite çalışmaları yapmaya başlamış olmalarıdır.

Özetle, yatırımları cezbetme, istihdamı artırma ve kayıt dışılığı önleme konusunda en hızlı atılımı yapmamıza yardımcı olabilecek bir yalın vergi politikasına geçiş konusu Türkiye’nin de gündemine girmelidir.