Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Yaşlanan Dünya

Ekonomik olarak gelişen toplumlarda nüfusun büyümesi yavaşlıyor. Bu nedenle, dünya zenginleştikçe ortalama nüfus artış hızları da azalıyor. Demografik gelişmeler, daha önce görülmemiş düzeyde savaş veya salgınların olmaması halinde, en kolay tahmin edilebilen göstergeler arasında olmasına karşın genellikle gelecek tahminlerinde yeterince kullanılmamaktadır.

Birçok kurum demografik verileri gelecek ile ilgili stratejilerini oluştururken yeterince dikkate almıyor. Örneğin, bu nedenle Türkiye’de doğuda yaptırılan birçok okul binası atıl kalırken, göç alan birçok şehirde sınıflar yetersiz kalmaktadır. Benzer şekilde şirketlerin ve diğer ülkelerin de politika kararlarında ve yatırımlarında demografik verilere yeterince dikkat edilmemesinin önemli yanlışlara neden olduğu gözlenmektedir.

Bunun en önemli nedeniyse demografik gelişmelerin yavaş seyretmesidir. Örneğin, 1950 ile 2000 yılında dünya nüfusunun 60+ yaş düzeyindeki kısmı %8’den ancak %10’a çıkmıştır. Ancak, gerek tıp alanındaki gelişmeler, gerekse insanların yaşam kalitesindeki gelişmeler ortalama yaşam sürelerini uzatıyor. Artık çocuklarımızın ortalama yaşam sürelerinin 100’ü aşması bekleniyor. Bu nedenle, 2000 ile 2050 yılları arasında 60+ yaş grubundaki nüfusun toplam nüfusa oranının %21’i aşması bekleniyor. 2050 yılında 9 milyarda dengelenmesi beklenen dünya nüfusunun böylesi önemli bir kısmının 60+ yaş grubunda olmasına yönelik hazırlıklar ise yok denecek düzeyde.

Kısaca, dünya yaşlanıyor ve bugünden yaşlı insanların arttığı bir dünya için hazırlık yapmazsak, bu konu önemli bir sorun olarak karşımıza çıkacak. Bu nedenle, gerek şirketlerin, gerek sivil toplum kuruluşlarının, gerekse devletlerin bu konuya yaklaşımında önemli değişimler gerekiyor.

Yaşlanan bir dünya nüfusu özellikle dünyanın ekonomik olarak daha az gelişmiş bölgelerinde ekonomik bir sorun olarak da karşımıza çıkacak. Çalışma hayatları boyunca yeterince tasarruf sağlayamamış olan bir toplumda yaşlılığın finansmanı önem kazanıyor. Dünyada günde bir doların altında bir gelir ile yaşayanların üçte ikisi bu tip ülkelerde yaşıyor. Bu ülkelerde yeterli bir sosyal güvenlik sistemi yok. Bu nedenle yaşlıların yaşam kalitesi aile bağlarının gücüne bağlı. Aile onların tek sosyal güvenlik sistemini oluşturuyor. Bu konuda yapılan çalışmalar özellikle erkeklerin yaşlandıkça sosyal çevrelerinin daraldığını ve aileye olan bağımlılığın arttığını gösteriyor. Ailelerin yaşlı bakımı konusunda teşvik edilmesi, yaşlı bir toplumla başedebilmenin en etkin araçlarından birisini oluşturuyor. Üstelik, bu konuda eğitilen aile bireyleri sdece kendi ailelerindeki yaşlılara bakabilmek açsından değil, aynı zamanda ekonomik bir faaliyet olarak gelir düzeyini artırabilmek açsından da fayda sağlayabiliyor.

Yaşlılıkta kaliteli yaşam sürebilmenin en önemli araçlarından birisi verimli olarak çalışabiliyor olmak. Bu nedenle, özellikle mecburi emeklilik yaşı uygulamalarının değişen demografik trendlere uyarlanması ve yaşlılara iş bulmada fırsat eşitliği sağlayan politikaların uygulanması önem kazanıyor. Yaşlıların çalışma hayatına katılım sürelerini uzatabilmek için onların eğitiminin güncellenmesi de gerekiyor. Bu nedenle, yaşlanan bir dünyada sadece gençlere değil, ileriki yaşlardaki insanlara da sürekli eğitim sağlayabilmek üzere politikalar geliştirmek gerekiyor.

Ayrıca, yaşlılık dönemini de kapsayacak daha uzun çalışma süreleri sağlayabilmek için bir çok konuda değişim gerekiyor. İşverenlerin yaşı nedeniyle belki enerji seviyesi daha düşük, ancak bilgi düzeyi yüksek kişilerden faydalanabilecek şekilde yeni işler oluşturmaları gerekiyor. Belki daha az çalışma saatlerinden oluşan işler oluşturmak gerekiyor.

Yaşlıların çalışabilmeleri sadece ekonomik nedenlerle değil, yaşama bağlanabilme açısından da önemli. Bu nedenle, gönüllü kuruluşlarda görevler üstlenebilecek yetkinlikler kazandırılması onların aşam kalitesini artıran bir unsur oluyor. İnsanlar faydalı olduklarını hissettikçe yaşama bağlanıyorlar ve daha kaliteli bir yaşam sürebiliyorlar.

Yaşlılıkta sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek, sadece sağlık sorunlarını çöebilmeye değil, aynı zamanda onları önleyebilmeye de bağlı. Bu nedenle daha sağlıklı bir toplum için önleyici hekimliğe ağırlık verilmesi gerekiyor. İnsan alışkanlıklarının eseridir. Bu nedenle, sağlıklı yemek yemek, düzenli spor yapmak, sigara gibi zararlılardan uzak durmak, aşı ve düzenli sağlık kontrolleri gibi koruyucu önlemleri almak alışkanlıklarının toplumda yaygınlaşması için bilgi sunumu ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi daha sağlıklı bir toplum için gerekli politikalar arasında sayılabilir.

Yaşlıların yaşam alanlarında alış veriş, eğlence, sosyal aktivite gibi gereksinimlere kolay ulaşabilecekleri altyapı sistemlerinin kurgulanması ve kamu yatırımlarının bu anlayış ile gerçekleştirilmesi yaşlılıkta daha kaliteli bir yaşam süren bir topluma ulaşabilmeye destek olur.

Özetle, kamu yatırımlarından, finansman sistemlerimize; sosyal yapıdan, günlük alışkanlıklarımıza kadar farklı yaklaşımları teşvik etmek ve desteklemek yaşlanan dünyada yaşam kalitesini geliştirebilmek için şimdiden üzerinde çalışılması gereken politika alanlarıdır.