Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Yatırımda Sosyal Sorumluluk

Yatırım yaparken tek kriteriniz en iyi getiriyi sağlamak mı? En iyi getiri kavramını hangi zaman diliminde değerlendirmeliyiz. Örneğin, çok iyi getiri sağlayacağından emin olduğunuz, ancak esrar ticareti ile de ilişkisi olacağından kuşkunuz olan, bir işe paranızı yatırımısınız?

Hisse senedine yatırım yaparak çok kazanç sağladığınız bir şirketin, siz hisselerinizi sattıktan kısa bir süre sonra yolsuzluk suçlamalarıyla batması sizi rahatsız eder mi? Size iyi getiri sağlayan bir madencilik şirketinin Afrika’daki madenlerinde çalışanların çoğunun AİDS hastalığından yaşamlarını kaybediyor olması sizi ilgilendirir mi?

Yatırımlarda sosyal sorumluluk kavramı dünyada her geçen gün daha büyük bir önem kazanıyor.

Bu kavram üç farklı boyutta yaşam buluyor: (1) yatırım yapılan şirketin faaliyet alanının yatırım kararını etkilemesi, (2) yatırım yapılan şirketin yapısal ve davranışsal konumunun yatırımları etkilemesi ve yatırımcıların bu konuda talepkar olmaları, (3) yatırım yapılan şirketin topluma yaptığı katkıların yatırımları etkilemesi.

Birinci boyut kapsamında iki farklı yaklaşım öne çıkıyor: (i) İnsan hayatına zarar veren alanlarda faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapmaktan kaçınılması. Örneğin, sigara veya silah üreticileri gibi şirketlerin getiri sağlama performansları ne olursa olsun yatırım yapılmaması, (ii) yatırım yapılırken şirketin sadece kendisi için değil, toplum için de yarattığı değerin göz önüne alınması. Örneğin, şirketin çevre korunması, insan hakları ve ahlaki davranış konusundaki duyarlılığı yatırım için tercih sebebi olması. Bu kapsamdaki yatırımları yönlendiren FTSE4GOOD gibi endeksler birçok yatırımcı tarafından gözönüne alınıyor.

İkinci boyutta ise şirketlerin kurumsal yönetim ilkelerine uyumları hem yatırım kararını, hem de yatırım yapılan şirketlerin genel kurullarında yatırımcılar tarafından sergilenen davranışları etkiliyor. Dünya’da kurumsal yönetim ilkeleri gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Kurumsal yönetimin ana ilkeleri; şeffaflık, hissedar haklarında eşitlik, hesap verme sorumluluğu ve adilliktir. Bu ilkeler ışığında kurumsal yönetim, bir şirketin hedeflerine ulaşması ve en üstün performansı göstermesi açısından önem taşıyor.

Kurumsal yapıların finansal piyasalara ve şirketin ilişkide bulunduğu olduğu tüm kesimlere güven verici nitelikte olması başarı için vazgeçilmez oluyor. Çünkü, yönetimin kalitesi yöneticilerin kalitesi kadar kurumsal yapının da kalitesine bağlı.

Kurumsal güven küçük ve büyük hissedarlar, yönetim kurulu, üst yönetim ve çalışanlar arasındaki ilişkilerin ilkelerini, yetki ve sorumluluk alanlarının dağılımını ve organizasyonunu belirleyen kurumsal yapıların kalitesini, güvenilirliliğini ve şeffaflığını ifade ediyor. Kurumsal güven bu kesimler için olduğu kadar kredi verenler, tedarikçiler, müşteriler ve toplum için de önem taşıyor.

Kurumsal güvenin sağlanmasında tek bir reçete olmamakla birlikte bazı uygulamaların ağırlık kazandığı gözlenmekte. Örneğin, demokrasilerin temel ilkelerinden olan güçler ayrılığı prensibinin, yönetim kurulu başkanı ve genel müdürün ayrı kişilerden olmasıyla ve finansal denetimin bağımsız üçüncü bir kurum tarafından yapılmasıyla hayata geçirilmesi gibi. Yine, bilginin dünyanın dört bir tarafındaki yatırımcılarca kolayca anlaşılabilir olması ve küçük büyük, yönetimde bulunan bulunmayan tüm hissedarlara eş zamanlı olarak sunulması da gün geçtikçe aranılır hale gelmekte.

Üçüncü boyutta da şirketin kaynaklarının bir kısmını içinde yaşadığı toplumun sorunlarının çözümü için kullanıyor olması, o şirkete yapılan yatırımları etkiliyor. Başarılı şirketler de sadece ürün ve hizmetleriyle değil aynı zamanda topluma yaptıkları katkılarla da farklılık yaratıyorlar. Çünkü başarılı şirketler, toplumsal saygınlık kazanmanın kurumun değerini artırdığını biliyorlar.

Bu konuda yapılan çalışmalar, yatırımlarda sosyal sorumluluk kavramının gözönüne alınmasının getiriyi de olumlu etkilediğini gösteriyor. Çünkü bu şirketler daha az risk taşıyor ve tüm paydaşları tarafından el üstünde tutuluyor.

Özetle, iyi yatırımcı olabilmek için sosyal sorumluluk manasında da ‘iyi’ şirketleri seçmeliyiz.