Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Yazı Tura İle Politika

Doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasındaki en önemli fark sosyal bilimlerde yapılan gözlemlerin gözleneni değiştirmesidir. Örneğin, trafik kurallarına uyum konusunda yapılan bir araştırma sürücülere soru sorularak gerçekleştirildiğinde kendisi trafik kurallarına uymayanların birçoğunun ‘trafik kurallarına uyduğunu” belirttiği gözlenir. Bu araştırma sürüclerin bilgisi çerçevesinde bir kavşağa yerleştirilen kamera ile gerçekleştirildiğinde de kameranın yerleştirildiği kavşakta trafik kurallarına uyumun arttığı gözlenmektedir.

Sosyal konularda uygulanan politikalar insan davranışlarını öngörülebilen ve öngörülemeyen şekilde değiştirebiliyor. Bu nedenle, sosyal politikaların gerçek etkileri ancak politikanın etkisi altına alınmanın tesadufi olduğu deneylerle belirlenebiliyor.

Politika geliştirme sürecinde bilimsel çalışmalardan faydalanma konusuna özen göstermeyen toplumlarda politika kararları her seçim sonrasında değiştiriliyor. Örneğin, her seçim döneminde ‘sözde son kez’ uygulanan aflar, insanların politika kararlarına uyum konusundaki disiplinini bozuyor. Bu nedenle, toplumsal kaynakların etkin kullanımı gerçekleştirilemiyor.

Özellikle yüksek maliyetler içeren ve önemli etkileri olabilecek sosyal politikalar konusunda doğru kararları verebilmek için birçok ülkede tesadüfi olarak ayrıştırılmış farklı gruplara farklı politikalar uygulanarak politika seçenekleri arasından en etkin olabileceklerin seçilmesi sağlanıyor. Bu yaklaşım sadece politika seçeneklerini bilimsel yöntemlerle belirleme kültürünün daha yerleşik olduğu batı ülkelerinde değil, Endonezya, Hindistan, Meksika gibi ülkelerde de her geçen gün daha da yaygınlaşarak kullanılıyor.

Belli bir konuda uzun vadeli uygulama ile olumlu etki yaratabilecek sosyal politika seçenekleri arasında seçim yapabilmek için bu seçenekler, etkilerini belirlemek üzere, farklı gruplar üzerinde deneniyor. Kimin hangi grupta yer alacağı ise yazı-tura gibi rastlantısal yöntemlerle belirlendiğinde bu sosyal deneylerden öğrenenler hakkında daha net yorumlar yapılabiliyor. Bu şekilde etkileri bilimsel yöntemlerle belirlenen politikaların uygulanması hem daha uzun süreli, hem de daha etkili oluyor.

Örneğin, 1995 yılında potensiyel başkan adayının öldürülmesi üzerine tesadüfen Meksika Başkanı seçilen bir önceki eğitim bakanı Ernesto Zedillo, Meksika’da fakirlikle mücadele konusunda önemli bir atılım yapmayı hedefliyordu. Bu nedenle, yaklaşık 5 milyon aileye ulaşacak Progresa isimli belli şartlara bağlı nakit transferi programı başlatmak istedi. Ancak, daha önce uygulanan fakirlikle mücadele programlarının uzun ömürlü olamadığını ve kendi başkanlık dönemi olan 5 senelik bir dönemin de bu kadar çok aileye ulaşacak bir programın tasarlanıp, yaygın bir şekilde uygulanması ve sonuçlarının alınması için yeterli olamayacağını da biliyordu.

Zedillo, progamın başarısı için ailelere yapılacak nakit desteğinin annelere verilmesi gerektiğini ve yardımın sürekliliği için anaokul öncesi çocukların düzenli sağlık kontrolüne getirilmesi, okul çağında ise okula devamsızlığın olmaması şartına bağlanması gerektiğini düşünüyordu. Aynı zamanda, çocukluk yaşlarını fakirlikte geçirenlerin fakirlikten kurtulmasının güç olduğu kanısıyla, programın gerçek etkilerini görebilmek için uzun süreli olarak uygulanması gerektiğini düşünüyordu.

Bu nedenle, projeyi tüm başkanlık yetkisi ve gücüyle alelacele uygulamaya almak yerine, projenin getirilerini net bir şekilde herkesin anlamasını sağlayacak bir sosyal deneyin bir an önce başlatılmasının daha faydalı olacağına karar verdi. Hedefi, deney sonuçlarının gerçekten beklendiği gibi olduğunun bilimsel olarak gösterilmesini ve böylelikle Progresa’nın uygulanmasının kendi döneminden daha uzun soluklu olmasını sağlamaktı.

Nitekim, iyi planlanmış bir sosyal deneyi 1997 yılında 500 köyde 24.000 aileyi içerecek şekilde başlattı. Ailelerin bir kısmı rastlantısal olarak programa dahil edilirken, bir kısmı da kontrol grubu olarak belirlendi. Sosyal deneyin etkilerinin saptanması işi ise bağımsız uluslararası akademisyenlere verildi. Zedillo’nun başkanlık dönemi sonuna kadar üç sene boyunca uygulanan program, proje kapsamındaki ailelerin erkek çocuklarının diğerlerine göre okula devamlılık oranlarının %10 daha fazla olduğunu, kız çocuklarının ise %20 daha iyi performans gösterdiğini, sağlık açısından elde edilen sonuçların ise %12 daha iyi olduğunu bilimsel olarak gösterdi. Bunun sonucunda, Zedillo’nun beklentisi doğrultusunda bir sonraki Meksika Başkanı Vicente Fox, 2001 yılında sadece projenin adını değiştirerek(!), projeyi Zedillo’nun belirlediği şekilde 2 milyon aileye yayma kararı verdi.

Zedillo’nun bu yaklaşımı sadece bu projenin Meksika ve dünyanın birçok başka ülkesinde yayılmasını sağlamakla kalmadı. Aynı zamanda Meksika’da bundan sonra sosyal projelerin parametrelerinin belirlenmesi için yaygın uygulama başlamadan önce rastlantısal olarak belirlenen gruplar aracılığı ile etki ölçme metodolojisinin uygulanmasını norm haline getirdi.

Özetle, rastlantısal grupların tepkilerinin ölçülmesi ile belirlenen politikalar daha güvenilir ve uzun ömürlü oluyor.