Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Zamanın Önceliği

Yöneticilik, kaynakları etkin kullanma bilimi ve sanatıdır. Etkinlik ise ancak doğru hedef ve öncelikler doğrultusunda tanımlanabilir. Bu nedenle, iyi yöneticilik temelde doğru öncelikleri belirleyebilmek ve sistemin bu öncelikler doğrultusunda kurgulanıp, çalıştırılmasını sağlamaktır.

Sermayeye ve yatırım mallarına ulaşımın sınırlı, talebin ise neredeyse karşılanamayacak kadar çok olduğu dönemlerde, şirketlerin birinci öncelik üretim tesislerindeki sınırlı yatırımların en üst düzeyde kullanılmasıydı. Bu dönemde, tekerleksiz arabalar için müşteriler fabrika kapılarında bekliyordu! Zamanla, yatırımlar ve rekabetin artmasıyla üretilen her ürün değil, müşteri taleplerini en iyi karşılayan ürünler satılabilir oldu. “Müşteri kraldır.” anlayışı ve bu anlayış çerçevesinde önceliğin üretim tesisleri değil, müşteri olduğunu vurgulayan Toplam Kalite felsefesi yönetim önceliği haline geldi.

Ancak birçok üretim tesisi hâla eski anlayış çerçevesinde kurgulanmış yönetim sistemlerini kullanıyor. Önceliği ürünlerin müşteriye ulaştırılmasını içeren toplam zamanı kısaltmaya değil, kapasite kullanım oranları yükseltmeye veriyor. Yönetimde neyi ölçerseniz, onu alırsınız. Eğer bir şirkette birimler arasında suçlamalar, yarı mamullerin planlanandan farklı ürünlere dönüştürülmesi, yüksek stoklar, önemli müşterilerin taleplerini karşılamak için üst yönetimin devreye girip o müşterinin taleplerini hızlandırmak için özel yaklaşımlar sergilemesi, müşterilere (iç veya dış) gecikmeler için bahane üretme gibi konular yönetimin zamanını alıyorsa, bilinmeli ki sorun sistemin kurgusundadır, yönetimde hangi performans göstergelerine öncelik verildiğindedir.

Vakit nakittir.” sözü zamanı etkin kullanmanın ve hızın önemini en iyi açıklayan sözlerdendir.

Birçok yönetici hızdan çekinir. Hızın yanlışlıklar yaratacağına, kontrolü kaybettireceğine inanır. Oysa, hızlı olmak riski artırmaz, azaltır. Hızlı olmak kaliteyi azaltmaz, artırır. Hızlı olmak, maliyetleri artırmaz, azaltır. Çünkü hızlı olmak, yanlış kararları önler ve yapılmış olan üretimin modasının geçmesi, değerinin düşmesi gibi riskleri önlemiş olur. Örneğin, bugün Türkiye’nin önemli ihracat sektörü konumundaki tekstil sektörünün en önemli rekabetçi avantajı müşteri beklentilerine hızlı cevap verebilmesidir.

Şirketlerin hızlı olmaları ürünleri piyasaya rakiplerinden önce sunabilmelerine, ürün tasarımı ile piyasaya sunuş arasındaki zamanın kısalmasıyla hem müşteri beklentilerini daha iyi yansıtmasına, hem de güncelliğini yitirme riskinin azalmasına neden oluyor. Aynı zamanda, işlerini hızlı yapan şirketler, aynı yatırım ve sabit gider bazı ile daha çok üretim yaparak ortalama maliyetlerinin marjinal maliyetlerine yaklaşmasını ve dolayısıyla daha rekabetçi fiyatlandırma ile daha yüksek pazar payı elde edebilmeyi başarıyorlar.

Müşterisine daha hızlı cevap verebilen şirketler müşterilerine de bir çok fayda sağlamış olurlar: (i) onların daha az stokla çalışmalarına, (ii) satın alma kararlarını ihtiyaca daha yakın zamanda verebilmelerine ve dolayısıyla daha az karar değiştirmelerine, (iii) işlerine daha az nakit bağlama nedeniyle daha karlı olmalarına ve (iv) istedikleri özellikleri daha çabuk elde etmelerine yardımcı olurlar. Dolayısıyla, müşterileri için daha yüksek değer yaratmış olurlar. Müşterisine değer yaratanlar, değerlidir. Bu nedenle hızlı çalışan şirketler daha değerlidir.

Rekabette hızlı olabilmenin temeli bilgiyi iyi yönetebilmektir. Öncelikle, şirketin süreçlerinin hız için tasarlanmış olması büyük avantajlar getirmektedir. Örneğin, Japonların Kanban sistemi bilgi teknolojisi olmadan bilgiyi etkin kullanabildiği için dijital devrimden önce rekabet avantajı getirmiştir. Bugün ise dijital devrimden faydalanmadan bilgiyi iyi, hızlı kullanmak ve tüm değer zinciri içerisinde kolayca paylaşılmasını sağlamak güçtür. Bu nedenle e-şirket uygulamaları hızı artıran bir unsudur.

Hızlı olmak aynı zamanda esnek olmayı da gerektirdiğinden, değişen şartlara (teknoloji, pazar, müşteri beklentileri gibi) daha kolay cevap verebilmeyi de beraberinde getirir. Hızlı şirketler daha yaratıcı, daha duyarlı ve sonunda daha karlı olurlar.

Hız, bulaşıcıdır. Hızlı şirketlerle çalışan, tedarikçiler, dağıtım kanalları, ve müşteriler de hız kazanır, hızın hazzını yaşayarak onu alışkanlık haline getirir. Nitekim daha gelişmiş pazarlarda, zamana verilen değerin artması bu durumun bir göstergesidir.

Hız, özgün hizmet sunmayı kolaylaştırır. Hızlı olmak bilgi ile karar arasındaki zamanı azaltır, işlem maliyetlerini azaltır. Bu nedenle kararı müşterinin vermesine fırsat tanıyarak müşteri odaklılığı da artırır.

Hız, daha az yatırımla daha çok üretebilmeyi de sağlar. Zaman kayıplarını önlemek yatırım verimliliğini artırır. Yatırımları hızlı yapabilmek ise yatırım kararıyla üretim arasındaki zamanı azalttığından teknolojik eskime riskini azaltır.

Özetle, hızlı olmak, en önemli rekabet avantajıdır. Bu nedenle, en önemli yönetim göstergesi olarak etkin zaman yönetimini, bir başka ifade ile hızı sürekli iyileştirilecek bir performans göstergesi olarak kullanmaya öncelik vermeliyiz.