Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Zihin Payı

Zihinlerdeki pazar payı en önemli pazar payı haline geliyor.

Bilgi, iletişim ve lojistik sistemlerindeki önemli gelişmeler dünyanın küçülmesine yol açıyor. Şirketler farklı ürün ve hizmetleriyle her pazardaki müşteriye ulaşabilmeye başlıyorlar. Yeni ürün geliştirme hızları arttıkça, müşterilerin seçim yapma fırsatları geliştikçe ve müşteriler bilgi bombardımanı altında kaldıkça, müşterilerin zihninde yer edinmek hem güçleşiyor, hem de daha önemli hale geliyor.

Başarı için bir taraftan yeni ihtiyaçları belirlemek ve bunları karşılayacak ürün ve hizmetler üreterek değer yaratmak, diğer taraftan da yaratılan değerin doğru ve yaygın olarak algılanmasını sağlamak gerekiyor.

Zihinlerde yer edinmek, hem şaşırtıcı düzeyde yaratıcılık gösteren ürün ve hizmetlerle, hem de odaklı, planlı, tutarlı ve süreklilik gösteren bir iletişimle sağlanır.

Bu nedenle, tanıtım ve iletişim bütçelerini bir masraf kalemi olarak değil, önemli bir kurumsal yatırım olarak değerlendirmek gerekiyor.
Müşterilerle iletişimini önemli bir yatırım olarak görmek demek, bu konuya önemine uygun düzeyde kaynak ayırmak demektir. Aynı şekilde, yatırım bütçelerini değerlendirmede gösterdiğimiz özeni göstermek demektir; ciddi bir şekilde takip etmek ve sonuçlarını değerlendirmek demektir.

İyi iletişim için öncelikle iyi değer yaratan ürün ve/veya hizmetin yaratılması gerekiyor. Bu nedenle müşteri ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve bunların yaratıcı çözümlerle karşılanması için araştırma ve geliştirme faaliyetlerine önem verilmesi gerekiyor. Ar-ge faaliyetlerinden kısıntı yapanlar geleceklerinden kısıntı yaptıklarını bilmeliler.

Ancak, unutulmaması gereken bir başka nokta da Ar-ge faaliyetlerinin de sonuç odaklı olarak etkin yönetimidir. Sadece yeterli kaynak ayırmak yetmez, aynı zamanda iyi yönetim de gereklidir.

Etkin bir iletişim için hedef kitlenin tespiti de önem taşır. Hedef kitlenin özellikleri hem mesajın şekillendirilmesini, hem de iletişim araçlarının seçimini etkiler.

Mesajın oluşturulmasında “Kiss” (keep-it-simple-stupid) basitlik prensibine dikkat edilmesi, geniş kitleler tarafından kolayca algılanmanın sağlanmasına yardımcı olur. Mesajın hem hedef kitlenin ilgisini çekecek şekilde paketlenmesi, hem de ürünle ilgili farklılık yaratan bir boyutu içermesi önem taşır.

İkna edici ve farklılık yaratan bir mesaj aşağıdaki konulardan herhangi birine odaklanabilir: (i) ürün veya hizmetin hangi ihtiyacı karşıladığı, (ii) nasıl kullanılacağı,(iii) kullanıldığında ne gibi etkiler yapacağı, (iv) araştırmalarla teyid edilmiş faydaları, (v) taklidi güç ve cazibesi olan üretim süreçlerine ilişkin bilgiler (çevrecilik ile ilgili faydaları gibi).

Medya, iletişim araçlarından sadece bir tanesidir. Müşterinin ürünü kullanma deneyimi, ürünün paketi, satış noktası, müşteri ile karşı karşıya kalındığında yaşatılan deneyim, ve başka müşterilerin söylemleri de önemli iletişim araçlarıdır. Dolayısıyla, iletişimin yönetiminde tüm bu araçları etkin kullanmak gerekir.

İletişimin sonuçlarını ölçmek güçtür. Ancak, iletişim yönetimini etkin kılmak için sonuçlarını ölçmeye de kaynak ayırmak gerekiyor. Unutmayalım ki, ölçülmeyen performans iyileştirilemez.

Toplumda zihin payını artırmak sadece bir iletişim konusu değildir. Çünkü en etkin iletişim kurumsal söylemlerle değil, kurumsal davranışlarla gerçekleştirilir. Dolayısıyla, toplumsal zihin payını artırmak sadece pazarlama, reklam ve halkla ilişkiler faaliyetleriyle değil, kurumun tüm fonksiyonlarıyla bu hedefe yönelik yönetilmesiyle sağlanır.

İnsanların bilgi bombardımına tutulduğu çağımızda, toplumsal konulara yapılan katkılarla müşterilerle kurulan ilişkinin derinliği, yoğunluğu ve yakınlığı artırıyor. Dolayısıyla, sosyal sorumluluğuna sahip çıkan, toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunan şirketler toplumsal zihin paylarını artırıyorlar
Ülkelerin ekonomik gelişmelerinin bir göstergesi de diğer ülkelerin vatandaşları arasında sahip oldukları zihin payıdır. Bugün sadece A.B.D., Almanya, Japonya değil, Taiwan, Kore ve Finlandiya şirketleri de dünyanın her köşesinde müşterilerle kalıcı bir iletişim kurmaya özen gösteriyor. Bu çalışmalarla sadece bugünkü ürünlerini pazarlamada başarılı olmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki rekabet güçlerini geliştirmeye de yatırım yapmış oluyorlar.

Ekonomik gelişmemizi hızlandırmak ve kalıcı hale getirebilmek için, mevcut ve potansiyel pazarlarda zihin payımızı artırmalıyız.